INT. BABANIN DAİRESİ - AKŞAMÜSTÜ
Lena telesekreterin kablosunu tabanına sarıp bağış kutusuna indirir. Kapağı kapatamadan Sam cihazı yeniden çıkarır.
Sam
O kutuda bağış yazıyor, delilleri yok et yazmıyor.
Lena
Yedi tuşu erimiş bir telesekreter bu. 2009'dan beri kimse kullanmadı.
Sam
O kullandı. Her gün. Kırmızı ışığa ikimizden de çok güvendi.
Lena
Mesaj cihazda değil, benim telefonumda. Cihaz gidiyor.
Sam
Bir anlamı olmayacak kadar karmakarışık olduğunu söyledin. Bunu kendim duyayım.
Lena
Dört dakika boyunca nefes sesi, dolap kapakları ve neden aradığını unutması var. Böyle hatırlanmamalı.
Lena
Özel olduğunu anlayacak kadar.
Sam
Aramayı kaçıran kızıyla iki gün sonra ölen babası arasında özel mi? Ne kadar uygun, küçücük bir çevre.
Lena
Bütçe toplantısındaydım. Servisi altıda aradım. Uyuyordu.
Sam
Biliyorum. Sen hemşireye taburcu formlarını sorarken telefonu yanında ben tutuyordum.
Lena
Birinin sorması gerekiyordu. İçinde plan olan hiçbir yarın kalmayana kadar yarın deyip durdun.
Sam
Yarın deyip durdum, çünkü asansör kapıları her açıldığında fikrini değiştiriyordu.
Lena
Ben de bir yer buldum, depozitoyu ödedim, aracı ayarladım ve reddedince suçu üstlendim.
Sam
Sen telefonlara baktın. Ben onu gece üçte tuvalete götürdüm. İkimiz de liste yapabiliriz.
Lena
İşte tam da bu yüzden kırgınlık koleksiyonunun yanına koyman için sana bir kayıt daha vermeyeceğim.
Sam
Senin haklı olduğunu söylediğini duymak istediğimi mi sanıyorsun?
Lena
Sana karşı çıkamayacak bir tanık istediğini düşünüyorum.
Sam
Sen de silmenin merhamet anlamına gelmesini istiyorsun, çünkü suçluluk o kadar etkileyici duyulmuyor.
Lena
Peki. Açmadım. Adını gördüm, telefonu ters çevirdim ve toplantıyı bitirdim. Bu odadan istediğin itiraf bu mu?
Sam cep defterini eski bir eczane fişiyle işaretlenmiş sayfadan açar. Babalarının titrek el yazısıyla üç kelimenin altı çizilmiştir.
Sam
Defterinde neden son mesaj, daire, Sam yazdığını bilmem gerek. Bu sırayla.
Lena
Hava durumunu, kaşıkları ve başbakanın ayakkabılarını aynı listeye yazardı.
Sam
Sen değerleme randevusu alınca emlakçının da üstünü çizdi. Hangi kafa karışıklığının sayılacağına sen karar veremezsin.
Lena
Oynatırsak her cümlede durdurup onu yargılamayacaksın.
Sam
Oynatırsak benim adımdan önce durdurmayacaksın.
Lena
Adının geçtiğini hiç söylemedim.
Sam
Az önce benim yerime deftere baktın.
Lena telefonu çıplak zemine koyup sesli mesajı başlatır. Sözlerden önce babalarının kaydedilmiş nefesi daireyi doldurur.
Lena
Otur.
Lena
Benim telefonuma geldi. Devam etsin.
Sam
Beni bulmanı istiyor. Sesini aç.
Lena
Dairede olduğunu biliyordu. Neden sabit hattı aramadı?
Sam
Çünkü pasaportumu sakladıktan sonra telefonlarını açmayı bırakmıştım.
Lena
Pasaportunu mu sakladı?
Sam
Oslo'daki mülakat haftasında. Kendi pasaportuyla karıştırmış olmalıymış. Uçuşu iptal ettim.
Lena
İşverenin ertelediğini söyledin.
Mesaj devam eder. Babaları işi, saklanan pasaportu ve Sam'in bavulunu boşalttığı sabahı anlatırken Sam'in öfkesi yönünü kaybeder.
Sam
Dinle.
Lena
Hepsini hatırlıyordu.
Sam
Ben odaya girmeden önce düşme provası yaptığını söylüyor.
Sam
Bunu yumuşatma. Kalacak kadar korkmamı istedi. Hastalığının hangi kısmının gerçek, hangi kısmının işe yaradığını çok iyi biliyordu.
Lena
Daireyi sat diyor. Para senin.
Sam
Hayır. Seçim benim diyor. Bu aynı şey değil.
Lena
Mesajın gelmediğim için beni suçladığını sandım. Yalnızca ilk dakikasını dinledim.
Sam
Konu sen olmaktan çıkmadan önce durdun.
Sam
Bana bir kopyasını gönder. Sonra telefonundan sil.
Lena
Korunmasını isteyen sendin.
Sam
Mesajı istiyorum. Hoşuna gitmeyen bir karar verdiğimde cebinde beklemesini istemiyorum.
Lena dosyayı gönderir, Sam'in telefonunun ulaştığını onaylamasını bekler, sonra kendi sesli mesajını siler. Sam telesekreteri kendi elleriyle kutuya koyar ama defteri aralarında, yerde bırakır.
Lena
Gönderdim.