INT. MARA VE JONAH'NIN MUTFAĞI - ŞAFAK ÖNCESİ
Jonah zaman çizelgesini okurken Mara lavabonun önünde durur ve hiçbir şeyi düzeltmez. Duvardaki saat, iç soruşturma görüşmesine iki saatten az kaldığını gösterir.
Jonah
Eve on bir on ikide geldin. Ben masada kitap okuyordum. Hol ışığının yanmadığından şikâyet ettin.
Jonah
O zaman fazla parlak olduğundan şikâyet ettin. Şikâyet hikâyeye renk katar, delil değildir.
Mara
Hikâyeye renk katmıyoruz.
Jonah
Mesleki Standartlar içeri girince ne yaptığını soracak. 'Hiçbir şey' prova edilmiş gibi duyulur.
Mara
Çünkü prova ediyoruz.
Jonah
Önceden hatırlıyoruz.
Mara
Tek başına o cümle bile insanı mahkûm ettirir.
Jonah
Araban saat on kırk yedide North Freight'ten üç blok ötedeki trafik kamerasında. Calder gece yarısı orada ölü bulunuyor. Aradaki mesafeyi yok sayacaklar.
Mara
Beni hangi kameranın gördüğünü nereden biliyorsun?
Jonah
Sendika avukatın evi aradı.
Mara
Benimle konuştu. Üst katta.
Jonah
Avukatlar arayınca volta atıyorsun. Ses yayılır.
Mara
Kameranın yeri sesli söylenmedi.
Jonah
O zaman tahmin ettim. Calder o sahayı kullanıyordu. Bunu aylar önce söylemiştin.
Mara
Çalıntı yük işi yaptığını söyledim. Sana hiç adres vermedim.
Jonah
Adresi o verdi. Şirket batarken imzaladığım faturaların fotoğraflarıyla birlikte.
Mara
Muhasebe hatası olduğunu söylediğin faturalar.
Jonah
Öyleydi. Sonra düzeltmek şirketi kapatacağı için hatayı bıraktım. Calder borcu satın alıp buna dolandırıcılık dedi.
Jonah
İki kez. Dün gece bu kez dava dosyalarına erişim istedi. Hayır demeye gittim.
Mara
Sen de Calder'ı takip ettiğimi sandın.
Jonah
Arabanı gördüm. Mesajları bulduğunu ve benden önce içeri girdiğini sandım.
Mara
Demek ev zaman çizelgesi benim iyiliğim için.
Jonah
Yeterince doğru. Yağmur başlamadan önce evdeydin. Palton kuruydu.
Mara
Yağmur on buçukta başladı.
Jonah
On bir buçukta. Sen geldikten sonra mutfak penceresine vurduğunu duydum.
Mara
Yük konteynerlerine vurduğunu duydun. Hava kaydı on otuz iki diyor.
Jonah
Rozetinin seni suçlama nedenine dönüşmesini engellemeye çalışıyorum.
Mara
O zaman bu mutfaktan bilemeyeceğin ayrıntıları vermeyi bırak.
Mara
Güney sahasına girdiğimde kırmızı kapı zincirliydi. Yanında yedi dakika bekledim.
Jonah
Mavi kapı. Güneydeki mavi ve zincir kesilmişti.
Mara
Giymediğini söylediğin ayakkabıların çamurunu ovalayıp onları kapının yanına koymak yerine kazanın arkasına saklayınca şüphelendim. Korkunun beni düzeltip düzeltmeyeceğini görmek için kırmızı kapıyı uydurdum. Artık biliyorum.
Jonah
Ben ayrıldığımda Calder hayattaydı. Bir palete düşmüştü ama nefes alıyor, bana küfrediyordu.
Jonah
Paltomu tuttu. Onu ittim. Düştü. Arabanı görünce panikledim ve doğu çıkışından çıktım.
Mara
Neden ambulans çağırmadın?
Jonah
Çünkü bana şantaj yapmak için kullandığı dedektif eşimin diğer kapıdan geldiğini sandım.
Mara
Hiçbir kapıdan geçmedim. Motor kapalı dışarıda kaldım, doğu çıkışını izledim. Tek başına çıkarsan hâlâ yanlış arabayı takip etmiş gibi yapabilirim diye kendimi kandırdım.
Mara
Dışarıda. İkinci para çekimini bulunca arabana takip cihazı taktım. Seni takip ettim, bekledim ve bir kolu yırtık halde çıktığını gördüm. Sonra yerde kimi bıraktığını görmek için içeri girmek yerine arkandan sürdüm.
Jonah
Beni araştırmayı bıraksınlar diye Calder'la buluştuğunu söylemeye hazırlanıyordun.
Mara
Senin içeride olup olmadığını öğrenene kadar mümkün olduğunca az şey söylemeye hazırlanıyordum. Bu bile yeminin izin verdiğinden fazla gizleme.
Jonah
O zaman zaman çizelgesini kullan. Bir yalan hayatımızın geri kalanını gerçek tutsun.
Mara
İki kişi de yalan olduğunu bildiğinde alibi sığınak değildir. Tek kapısı kilitli bir odadır.
Mara
Sen bir avukata ne zaman geldiğini, Calder'ın nerede durduğunu ve nasıl nefes aldığını anlatırsın. Ben de kendi avukatıma arabamın neden dışarıda olduğunu ve niye şimdiye kadar beklediğimi söylerim.
Mara el yazısı zaman çizelgesini ikiye katlayıp mühürlü rozetin altına koyar. Jonah iki kahve fincanını da düz çevirir ama doldurmaz.
Mara
Aynı binada. Aynı hikâyede değil.